Forever 21 Türkiye: Kaçınılmaz Bir Yanılgı mı?
Forever 21, Amerika seyahatlerimde uğrayıp birkaç parça alışveriş yapmışlığım da olan bir marka. Yıllar içerisinde moda anlayışında değişiklikler olduğunu hissettirse ve tarzıma yakınlığını kaybetse de bunda “trend, genç, uygun fiyatlı moda” vaadi ile benim yaş almam arasındaki farkın da etkisi olabilir :)
2024 yılının 3.çeyreğinde Türkiye’ye giriş yapan marka sansasyonel bir etki yaratmadı. 2025 yılının Mart ayında ise globalde son beş yıl içerisinde ikinci kez iflas noktasına geldiği ve Amerika’daki 350 mağazasının tamamını kapatacağı açıklandı.
Türkiye temsilcisi perakende sektöründe tanıdık bir isim. Marks&Spencer ve GAP markalarının da arkasındaki isim olan Fiba Grup. Lululemon gibi yüksek potansiyelli başka bir markayı daha 2025 Mayıs ayında Türkiye’ye getirdiler ama bu başka bir yazının konusu.
Türkiye pazarına giriş yaptıktan sonra seneler içerisinde ülkeden çıkış yapan ve hevesimizi kursağımızda bırakan çok marka var - birçoğunun da sebeplerini içlerinde olduğum için biliyorum. İlk defa dışarıdan bir göz ile Forever 21’in çok da uzun soluklu olamayacağına dair sinyaller alıyorum.
Markanın Temel Vaadi
Forever 21’in sunduğu şey çok net: gençlere uygun fiyatlı trend ürünler. Ancak Türkiye’de LC Waikiki, Koton, DeFacto ve pazar yerlerinde rüştünü ispat etmiş ve senelerdir online kanalda hedef kitlesini oturtmuş birçok başka oyuncu var. Bu segmenti domine eden büyük rakipler varken, onlardan farklı bir konumlandırma marka için çok gerekliydi. Global kimliğini bilen kişi az olduğundan doğru yerelleştirme yapılmazsa vaadin altının boş kalacağı da.
Eylül ayında web siteleri açıldığında heyecanla giriş yaptığımı, ayakkabı kategorisinin iki kez açılmış olduğunu, filtrelemelerin düzgün çalışmadığını ve çok az ürün opsiyonu yüklendiğini gördüğümde hayal kırıklığına uğradığımı hatırlıyorum. Kasım ayında yeniden siteye giriş yaptığımda sitenin yavaşlığını, kategori sonuçlarının doğru gelmediğini ve hala ürün opsiyonunun az olduğunu not almışım. Bu yazıyı yazmadan yeniden girip baktım. Teknik problemlerin çoğu halledilmiş olsa da, ana sayfanın markanın yurt dışı sitesinden hala çok farklı olması dikkat çekiciydi.


Mevcut Konumlandırma
Türkiye pazarında yer edinmek ve bilinirlik sağlamak için perakende sektöründe mutlaka olmanız gereken lokasyonlar var. Forever21 şu anda Mall of İstanbul, Akbatı, Vadi İstanbul ve Buyaka AVM ile Ankara Kentpark’ta varlığını sürdürüyor gözüküyor. Lululemon’da yaptıkları gibi İstinye Park ve Akasya gibi ana AVM’lere giriş yapamamışlar (AVM’ler dolu ve yeni yer edinmek zor biliyorum, yine de mevcut lokasyonlar sorgulanabilir noktalar).
Forever 21, globalde e-ticarette geç kaldığı için eleştirilen bir marka. Hala daha lifestyle çekimleri fena olmasa da stüdyo çekimlerinin pazarın çok altında kalitede olduğunu ve çok demode kaldığını düşünüyorum. Türkiye’de de yeniden çekim maliyetine girmek yerine mevcut ürün çekimleri kulandılığı için web sitelerinde ürünler bence kendini göstermiyor.
Mağazaları ve web sitelerinin yanında pazar yerlerine de giriş yapmış marka. Hepsiburada, Trendyol, Boyner gibi platformlardan da ürünlerine ulaşılabiliyor. En fazla ilgiyi Trendyol’da görmüş gibi algıladım, ürün değerlendirme sayıları yüksekti. Bu platform onlar için doğru bir nokta olarak ön plana çıkmış. Mağaza odaklı değil, iki ya da 3 mağazada kalıp online ve pazar yeri odaklı devam etseler daha karlı bir operasyonları olabilirdi diye düşünüyorum.
Fiyatlama politikalarında da enteresan bir duruma denk geldim. Pazar yerlerinde kampanya yaptığınızda en iyi ihtimalle kendi web sitenizde de aynı fiyata çekersiniz ürünü. Kendi web sitenizin komisyon oranları ve kargo anlaşmaları bazında bir pazar yerinden daha az maliyetli olması beklenir. Ben aynı ürüne farklı platformlarda baktığımda bu tutarlılığı göremediğim gibi, pazar yerlerinde üründeki gerçek indirim oranını da göremedim.

Gelecek öngörüsü
Forever 21’in Türkiye’de uyguladığı strateji, globalde krize sürükleyen yaklaşımın üzerine bir fark yaratamıyor. Fazla mağaza odaklılık, dijital zafiyet, yerel pazar gerçeklerine karşı doğru konumlandırma eksiği göze çarpıyor.
Forever 21’in Türkiye yolculuğu, globalde hali hazırda gücünü kaybetmiş bir markanın moda pazarında doğru konumlandırma da yapılamadığı için başarısız olduğuna dair bir vaka örneği. Çünkü burada mesele yalnızca mağaza açmak değil; pazarın dinamiklerini okuyabilmek, müşteriyle samimi bir bağ kurabilmek ve dijital çağa adapte olabilmek.
Benim öngörüm Türkiye operasyonunun uzun sürmeyecek bir yanılgı sonrası mağazaların kapanması ve markanın Türkiye’den sessizce çekilmesi yönünde. Siz de görüşlerinizi yorumlara bırakın, vakayı birlikte tartışalım.
Yazıyı beğendiysen, tüm yazılarımın e-posta adresine ücretsiz ulaşması için abone olabilirsin.