Kokular Geçer, İz Kalır

Kokular Geçer, İz Kalır
Bu kızın konuşması gerçekten böyle, yazımda hata yok :)

İki hafta önce sosyal medyada “fakirlerle aynı kokmak istemiyorum” cümlesi çok konuşuldu. Bilmeyenler için bu cümle içi gitgide boşalmış bir kavram haline gelen bir “influencer”a ait ama tepkiler sadece ona değil, temsil ettiği zihniyete geldi. Çünkü konu parfüm değil, kokunun temsil ettiği şeydi.

Parfüm kişisel bir seçim ama aynı zamanda bir kimlik beyanı gibi. Kimisi için çocukluktan kalan bir anı, kimisi için görünmez bir imza, kimisi içinse sessiz bir statü göstergesi. O yüzden koku, aslında duyulmaz ama hatırlanır. Yanınızdan biri geçtiğinde “bu onun parfümü” deyip hatırladığınız nice insan olmuştur. Perakendede mağazalar da koku atmosferleri oluşturulur. AVM’de yürürken önünden geçtiğiniz mağazanın Marks&Spencer ya da Abercrombie&Fitch olduğunu vitrinine bakmadan anlayabilirsiniz. Evimiz için oda kokuları ve kokulu mumlar almamız da hep bu koku sevdamızdan.

Bizse bu hatırayı çoktandır bir sınıf göstergesine çevirdik. “Pahalı kokmak” kendini güçlü hissetmenin, “muadil kokmak” ise düşük hissedilmenin sembolü haline geldi. Markalar bunu yıllardır bilir. Bu yüzden parfüm endüstrisinin dili “duygu”dan çok “ayrıcalık” satıyor. Ve “muadil parfüm” denince bu ayrıcalığın tehdit altında olduğu hissi uyanıyor.

Bu tartışmayı ilginç kılan şey ise yalnızca sınıfsal gerilim değil, ironisi. Cümleyi kuran kişinin, yıllar önce Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında ekrana çıkmış biri olduğu ortaya çıktı (aynı kişi olduğunu anlamak için fotoğrafa birkaç kez bakmanız gerekiyor, çünkü estetik operasyonlarla bir stereotipe dönüşmüş - not: estetiğe karşı değilim, sadece estetikle herkesin birbirine benzediği senaryoya karşıyım).

Gerçek görselini kullanıp tabiki prim vermeyecektim :) Yalnız stereotip kızı birebir yaptı Nano Banana Pro

Yani o kişi toplumsal sınıfların iki tarafını da görmüş. Bugün “muadil”e mesafe koyarken aslında kendi hikayesini reddediyor. Haberi ilk gördüğümde ben “o kokuya kendi para verip almadığına eminim ama ispatlayamam” diye yorum yapmıştım. Çünkü günümüzde genç kadınların bazıları da sosyo-ekonomik durumlarını değiştirmek adına bazı erkeklerle birlikte oluyor. Buna da karşı değilim, herkesi kendi hayatı, ama “kibir” çoğunlukla da böyle durumlarda sıklıkla ortaya çıkıyor. Birinin bir zamanlar erişmeye çalıştığı dünyanın sembolü bugün onun eski hayatına mesafesini tanımlıyor.

Koku bir yandan kültürel bir gösterge gibi. “Arap parfümü” denilen bir kategori var artık dünyada. O buram buram musk kokusu genizinizi yakacak kadar yoğun şekilde yanınızdan biri geçtiğinde de dönüp bakmadan nereli olduğuna dair de bir tahmin yürütebiliyorsunuz.

Arap Parfümü

Bu tepkinin bu kadar büyümesi tabiki sadece kişisel bir gafla açıklanamaz. Türkiye’de “dupe” kültürü güçlü çünkü burada mesele erişimin kolaylaşması. İnsanlar orijinalin yerine geçen bir kopya aramıyor, sadece ulaşabilecekleri bir versiyon istiyor. Bundan 10 sene öncesinin YouTube güzellik influencerlarının videolarını açıp bakın. Bir çoğu bu erişimi kolaylaştırdığı için daha fazla beğenilip büyüdü.

Kapalıçarşı’da (artık her yerde gerçi) satılan lüks marka çantaların “çok iyi” taklitleri vardı. Sadece turistler ve beyaz yakalılar değil, orijinalinden ayırt edilemeyecek kadar iyi oldukları için bazı zenginlerin de bu çantaları kullandığı konuşulurdu. Parfüm muadilleri de biraz buna benziyor. Lüksü taklit etmiyor, yeniden tanımlıyor.

Dünyada “affordable luxury” (ulaşılabilir lüks) kavramı tam da bu yüzden doğdu. Ama bizde bu kavram bir türlü oturmadı çünkü lüksün kendisi bir toplumsal rüya gibi yaşanıyor. Lük arabalarından inip lüks evlerinde ipek pijamaları ile reels çeken ve kahvesine gerçek altın katan tipler toplumun göz bebeği olabiliyor. İnsanlar bu profillere, onların hayatlarına, onların sahip olduğu lükse eişmeye çalışıyor.

Halı, kilim, muadil parfüm...

Bu yüzden Türkiye’deki parfüm tartışması toplumsal hiyerarşinin değişmediği senaryoda çok daha uzun şekilde tartışılabilir. Daha nice “muadil” parfüm markası internette hangi kodlu parfümü, hangi orijinal kokunun muadili paylaşmaya devam edecek. Sosyal medyada kokunun hissettirdiği değil “birebir aynısı daha ucuza” olduğu konuşulacak. Çünkü Türkiye’de koku notalardan değil, kimliklerden oluşuyor.

Kokuların hikayeleri sadece pazarlama metinlerinde değil, sinemada da hep aynı metaforu anlatır: güç. Perfume: The Story of a Murderer filmini izlediğimde ne kadar etkilendiğimi hatırlıyorum. Filmdeki “kusursuz koku”yu yaratma takıntısını karakteri nerelere sürüklediği çok çarpıcıydı - spoiler vermeyeyim. Bugünün dünyasında bu kusursuzluk arayışı devam ediyor. Herkes farklı kokmak, üstün görünmek istiyor ama kokular geçiyor, insanın bıraktığı iz kalıyor.