Papa’yla Bu Konuda Aynı Taraftayız
Papa XIV. Leo ile dünya görüşüm, inançlarım veya hayata baktığımız pencereler aynı değil. Hatta tamamen farklı dünyaların insanlarıyız. Ancak onun Encyclical Letter of His Holiness Leo XIV Magnifica Humanitas (25 May 2026) belgesini okuduğumda (daha doğrusu özetini okuduğumda), kendimi garip bir şekilde Vatikan’la aynı cephede buluyorum. Neden mi? Çünkü karşımızda "insan" olmamıza dair birçok özelliğimizi bize unutturmaya hazırlanan yapay zeka var ve onun karşısında insan kalmaya çalışmak, artık inançların ötesinde kolektif bir mücadeleye dönüşüyor.

Yapay zeka, dijitalleşme ve robotik teknolojiler dünyayı öyle bir hızla dönüştürüyor ki, buna sadece bir "teknolojik gelişme" deyip geçemeyiz. Papa, bu çağı iki eski sembolle özetliyor: Herkesi tek tipleştiren, insanı veriye indirgeyen kibirli bir "Babil Kulesi" mi olacağız; yoksa insan onurunu korumak için yıkılan surları "parça parça" yeniden inşa eden bir topluluk mu? Cevabım tabi ki net ve bu bültenleri yazarken ve Youtube kanalımda çektiğim her video bu bağlama dayanıyor, "insan kalmak".
Bugün teknoloji dünyasından tüm dünyaya pompalanan tehlikeli bir mesaj var: İnsanı sürekli "güncellenmesi" veya "aşılması" gereken hatalı bir yazılım, kusurlu bir proje gibi pazarlıyorlar. Sosyal medyadaki çoğu akım da böyle başladı, ta ki anti akımlar olnlara yanıt verene kadar. Yaşlanmayı, hastalığı, sadece ortadan kaldırılması gereken birer sistem hatası olarak görüyorlar. İnsanı insan yapan şeylerden, tam da bu kırılgan yanlarımızdan yeşeren şefkat, bilgelik ve başkasıyla bağ kurabilme yeteneğimizi gitgide kaybediyoruz. Bir algoritma için hata, sadece düzeltilecek bir veriden ibaret. Bilgisayar oyununda değiliz ki başa sarıp hayatımızda bazı şeyleri yeniden deneyelim. İnsandaki dönüşümün, büyümenin ve gerçek bir bilincin başlangıcı zaten hatalarımız. Makinelerin taklit edemeyeceği asıl değerimiz tam da burada saklı.
Yapay zekayı ve getirdiği gelişmeleri büyük bir heyecanla takip ettiğimi, kullandığımı ve savunduğumu biliyorsunuz. Anti-AI bir yazı değil bu. Ama "verimlilik" maskesi takmış ruhsuz yazılımlar birçok şeye artık kendi başına karar veriyor. En korkunç ve trajik kısımda ise askeri teknolojilerde karşımıza çıkıyor. Ölümcül kararları otonom silahlara, yapay zekaya devretmek, savaşı daha "kolay" hale getirirken insan hayatını sadece bir istatistiğe indirgiyor. Papa’nın da dediği gibi (bu cümleyi kuracağımı kırk yıl düşünsem inanmazdım), yapay zekayı acilen "silahsızlandırmak" ve bu tehlikeli yarışı durdurmak zorundayız.
Peki, Teknoloji Üreticileri Ne Diyor?
Elbette bu eleştirilere itirazlar yükselecektir. İnsani kaygılarla getirilecek her ahlaki sınırın inovasyonu yavaşlatacağını, tıp veya verimlilik alanındaki büyük sıçramaları geciktireceğini söyleyecekler. Çünkü kendi çıkarlarını düşünüyorlar.
Tarihin bize öğrettiği en net ders görmezden geliniyor: Denetlenmeyen, şeffaf olmayan ve sorumluluk almayan her güç sömürü üretir. Toplumun tamamını gözetmeyen, zenginliği ve gücü dar bir elitin elinde toplayan bir teknolojik ilerleme, kırılgan toplumları sistemin dışına atmaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Sonuç olarak;
Yapay zekaya körü körüne bir düşmanlık beslemek anlamsız. Çoğu yapay zeka karşıtı bu şekilde düşünüyor. Ancak verimlilik adına yapay zekaya tapıp insani değerlerimizi çöpe atmak da tam bir aptallık (sert oldu biraz ama gerçek bu). İnovasyonu durdurmak değil, onu insanileştirmek zorundayız.
İnançlarımız ne olursa olsun, tarihin bu yeni dijital şantiyesinde edilgen birer seyirci olmayı reddetmeliyiz. Yapay zeka bizi ele geçirecek diye bir yerden bakarak yazmıyorum asla bu satırları, böyle bir senaryoya da inanmıyorum. Ama geleceği bu teknolojileri geliştirenlerin insafına bırakmak istemiyorsak; planlamayla, ortak sorumlulukla ve vicdanla, geleceğin duvarlarını insan onuruyla ören bilge mimarlar olmak zorundayız.