Turizm geleceğe koşuyor… Ama Eski Ayakkabılarla
ATF25 Antalya Turizm Fuarı Gözlemleri
Geçtiğimiz hafta Antalya Turizm Fuarı’nda üç gün boyunca sahnede geleceğin misafir deneyimi konuşuldu. Yapay zeka, robotik otomasyon, milyar dolarlık pazarlar… Ama fuar alanında dolaşırken hissettiğim şey başka bir şeydi: Geleceğin sektörü, hala dünün ritmiyle ilerliyor.
Fuarı sadece ikinci gün deneyimleme fırsatım oldu ama fuar programındaki konuşmaların ana başlıklarını konu ağırlıklarına göre derecelendirdiğimizde aşağıdaki tablo ortaya çıkıyor:

Her sektörün olduğu gibi turizmin de dönüşüyor olduğunu biliyoruz. Ama dönüşümü anlatanlar, uygulayanlardan daha hızlı. Benim dikkatimi en çok çeken alanlar, Beşinci Element’te de merkeze aldığım tema: “Yapay zeka ile insan deneyiminin kesişmesi.”
Bu nedenle turizm sektöründe hiç çalışmamış olmama karşın davetlli olduğum bu fuarda teknoloji odaklı stantları özellikle gezdim. Yıllarca perakende ve mağazacılıkta deneyim odaklı dönüşümlere dokunmuş biri olarak, otelcilik sektöründeki YZ & robotik çözümler bana “aynı hikayeyi başka bir sahnede” izliyormuşum hissi verdi. Bazı robotlar oldukça etkileyiciydi ama bir kısmı daha çok gösteri amaçlıydı.
Uzaktan kumanda ile (kumanda gizlenerek) yönetilen FestMan Konya Bilim Merkezi standındaydı. Buna karşılık gerçekten operasyonel fayda vadeden oyuncular da vardı: Saha Robotik, NCT Robotics, Pudu Robotics Türkiye ve ATP RobotX benim dikkatimi çekenlerdi.

Otele geldiğinizde sizi karşılayan, oda numaranızı söyleyen, kimlik taramanız ile check-in yapan, kahvaltıyı masaya getiren ya da boş tabaklarınızı masanızdan alan, valizinizi taşıyan robotlar sadece turizmde değil, yarın AVM’lerde, süpermarketlerde, mağazacılıkta da yanı başımızda olacak. Çünkü teknoloji sektörel değil; misafir/ziyaretçi deneyimini merkeze alıyor.
Tüm bunlara rağmen fuarın en güçlü yanı da yine insandı. Bir kahve ikramında, kartvizit değişiminde, eski iş arkadaşlarının farklı stantlarda buluşmalarında gördüğüm tek şey turizmin sermayesinin hala ilişkiler üzerine kurulu olduğu.
Bu arada şunu da not etmek isterim: Programda “sürdürülebilirlik” başlıkları olsa da, bilet aldığınızda karbon ayak izinizi azaltmak için yapabileceklerinize dair SMS atılmış olsa da, fuar alanında bunun izini görmek zordu. Atıklar, tek kullanımlık ürünler, gereksiz bir yiyecek/içecek israfı… Bu tarz organizasyonları yapmak zor ve buradaki katılımcı sayısını yönetmek de öyle. Bu nedenle bunu fuar organizasyonunu eleştirmekten çok katılımcılar nezdinde söylüyorum: Uygulanmış sürdürülebilirlik örneklerini umarım fuarlarda görmeye başlarız.
Bütün bu gözlemler bende tek bir içgörü yarattı: “Gelecek burada konuşuluyor, ama şirketlerin kültüründe henüz uyanmamış.”
- Turizm robotik öğreniyor ama hala kartvizit ve broşür bastırıyor.
- Misafir deneyimi dijitalleşiyor ama teması hala insan tanımlıyor.
Bu dönüşümü ofislerde kim başlatacak? Değişimi konuşmak kolay, onu yaşatmak ise zor.
Ve ben geleceği değil geleceğe adım atanlarla yol yürümeyi seviyorum. Çünkü dönüşüm, teknolojiden önce düşünme biçimiyle başlar. Benim işim de tam orada başlıyor.