Agoralardan Algoritmalara

Pazarlamanın Genetik Kodları

Paylaş
Agoralardan Algoritmalara
4000 Yıllık Bir Mühür Bize ne Anlatabilir?

Pazarlamayı 20. yüzyılın bir icadı sanıyorsanız, muhtemelen bir amforanın üzerindeki ~4000 yıllık bir mührü hiç görmemişsiniz demektir. Pazarlamayı köklerini psikoloji ve sosyoloji gibi alanlardan alan uygulamalı bir sosyal bilim olarak düşünürseniz aslında takasın başladığı o ilkel zamanlardan beri aramızda. Bugün CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) dediğimiz şeye de eskiden "ilişki pazarlaması" diyorlardı; biz sadece çağın getirdikleri ile isimleri değiştiriyoruz ve araçlar evriliyor.

Agoralar Sadece Taş Değil, Birer 'Hareket Ekonomisi'

Pompeii gibi kentlerdeki o dar sokaklarına baktığınızda, dükkanların rastgele dizilmediğini görüyoruz. Mekan Dizimi (Space Syntax) analizleri gösteriyor ki; antik kentte dükkan, yaya trafiğinin ve kentsel enerjinin en yoğun olduğu yere "akar". Efes Aşağı Agora’da bir sabahı hayal edin: Güneş saati tam ortada, satıcıların bağırışları, limandan gelen egzotik baharat kokuları... Mekan, sadece bir "yer" (Place) değil, stratejik bir karar mekanizması olarak karşımıza çıkıyor. Bugünün AVM yerleşim planları veya e-ticaret sitelerindeki "ısı haritaları", aslında Efes’teki o güneş saatinin etrafında dönen enerjinin dijital birer kopyası.

0:00
/0:05

"Branding" Aslında Bir Güven Vaadi

Yazının başında bahsettiğim amforalara dönecek olursak. Bir amforanın üzerindeki mühür sadece mülkiyeti göstermezdi; o, Akdeniz’in bir ucundan diğerine giden malın altındaki "imza" niteliği taşırdı. Roma’daki "Fortis" kandilleri veya Girit seramiklerindeki o özel semboller, bugünün logolarından daha az değerli değil. O dönemlerde de marka rakipten ayrışan ve tüketiciye "ben buradayım" diyen bir güven vaadi olarak işlev görüyordü. Biz bugün "marka kimliği" derken, aslında 4000 yıl önceki o mührün vaat ettiği güveni modern araçlarla inşa etmekten başka bir şey yapmıyoruz.

Halkla ilişkiler (PR) de aslında sandığınız gibi modern bir ofis işi değil. Zamanında hükümdarların tebdil-i kıyafet halkın arasına karışması tarihin ilk "imaj yönetimi" ve iletişim becerisi örnekleri arasında sayılabilir. Okuryazarlığın az olduğu bir dünyada tellalların yaptığı şey bugünün dijital reklamların atası :) her tellal birer pazarlama uzmanı olarak sokakları arşınlıyordu. Hala küçük kasaba ve köylerde sesini duyabildiğiniz "overlokçu" arabaları da öyle. Doğrudan satış yapan karpuz traktörleri yazlık semtlerimizde bugün aramızda.

0:00
/0:05

Değerin ve Paranın Evrimi: Lidyalılar ve Serbest Pazarın Doğuşu

Değişim aracı arpa veya metal çubuklardan "sikke"ye geçtiğinde, sadece ekonomi değil, insan psikolojisi de değişiyor. Antik dönemlerden kalan yazıtlar incelendiğinde ortaya çıkıyor ki;

  • M.Ö. 6. Yüzyıl: 2 gümüş tetradrahmi bir büyükbaş hayvana (öküz/inek) eşitti.
  • M.Ö. 4. ve 3. Yüzyıl: Bir sığır almak için gereken sikke sayısı 13 tetradrahmiye çıktı.
  • M.Ö. 2. Yüzyıl: Bir sığırın fiyatı 20 tetradrahmiye kadar yükseldi.

Yani evet, enflasyon paranın icadından beri var. Yüzyıllar geçtikçe paranın alım gücü eriyor, değişmeyen tek şey, insanın aldığı şeye verdiği değer. Lidyalılar sadece parayı değil, aslında insanın bu değer verme dürtüsünü standardize eden serbest pazarı buluyor. (Yazının bu noktasında içinden Lidya'lılara selam eden çok olabilir, hissediyorum.) Bugün neyin pahalı neyin ucuz olduğuna verdiğimiz karar tamamen o ürüne verdiğimiz değerle alakalı.

Aslında bahsettiğim şeyler bizim bildiğimiz pazarlamanın temelindeki 4P. Ürün (Product), Fiyat (Price), Yer(Place), Kampanya (Promotion). Sonradan eklenen 5. "P" İnsan (People) zaten hep vardı. Dün agoralar vardı, bugün internet, cep telefonları ve yapay zeka... Araçlar evriliyor ama insanın ihtiyaç duyma ve bu ihtiyacı giderme arayışı aslında aynıydı. Pazarlama tarihini bilmek, tekerleği her seferinde yeniden icat etmemizi engelliyor. Geçmiş, geleceğin en iyi rehberi olarak elimizde duruyor.

Sadece influencer pazarlaması ile sosyal medyadan yola çıkan, ürününü, fiyatını, kampanyasını iyi kurgulamayan bir marka nereye kadar yaşayabilir? İnsanda o "değer" algısını yaratacak olan, o güvenin "mührünü" markanız taşıyor mu?

Devamını oku

Büyümek Yetmiyor: Bir Markanın Görünmeyen Kayıpları

Büyümek Yetmiyor: Bir Markanın Görünmeyen Kayıpları

Geçen hafta perakendede sık karşılaştığımız ama çoğu zaman adını koymadığımız on görünmeyen sorunu yazdım. * Ekip çalışıyor ama marj büyümüyor. * Raporlar çoğalıyor ama içgörü oluşmuyor. * Toplantılar uzuyor ama karar çıkmıyor. * Kampanyalar art arda geliyor ama hangisinin gerçekten değer yarattığına dönüp bakılmıyor. Bu hafta aynı konuya başka bir yerden bakmak istiyorum. Çünkü

Elif Okka tarafından
Yapay Zekadan Neden Daha Az Bahsedeceğim?

Yapay Zekadan Neden Daha Az Bahsedeceğim?

Bir süredir bültenlerimde yapay zekadan, AI araçlarından ve bu teknolojilerin şirketlerde yarattığı dönüşümden söz ediyorum. Başlıkta okuduğunuz gibi, önümüzdeki haftadan itibaren yapay zekaya daha az yer vereceğim. Sebeplerini açıklayayım. Öncelikle bu, yapay zekanın benim için önemini kaybettiği anlamına gelmiyor. Tam tersine, yapay zekayı doğru yere yerleştirebilmek için bir adım geri

Elif Okka tarafından