Geleceğe Hazırlanırken Unuttuğumuz Şey:

Sosyal Sorumluluk ve İnsan Olmak

Paylaş
Geleceğe Hazırlanırken Unuttuğumuz Şey:

Orta okul ya da lisedeydim aşağıdaki şiiri keşfettiğimde. Etkilenmiştim.

“Hiçbir insan bir ada değildir, kendi başına bütün; her insan kıtanın bir parçası, anakaranın bir üyesidir... Herhangi bir insanın ölümü beni eksiltir, çünkü ben insanlığın bir parçasıyım; işte bu yüzden çanlar kimin için çalıyor diye sorma; senin için çalıyor.”

Toplum için iyi birşeyler yapma içgüdüm o zamanlara dayanır. Yanan orman Los Angeles’ta da Sri Lanka’da da olsa üzülürüm. Dünya’daki diğer insanların sorunlarını önemserim ve sınırların ayırıcılıklarını o zamanlardan beri sorgularım.

Dün ise başka bir şeyi sorguladım. Gündemde neler var diye bakıyordum. Ben yapay zeka vs gelecek ile nasıl köprü kurabiliriz anlatmaya çalışıyorum. Dünya’nın bir tarafında bunlar olurken bir tarafında köleliğin geri gelmesi, 2026 yılında karbonmonoksit zehirlenmesinden insanların ölmesi, üniversite öğrencilerinin evlere temizliğe giderek hayatlarını idame ettirmesini görünce kan beynime sıçradı.

Fikirlerini önemsediğim ve ara ara entelektüel iç dökme seanslarımızın yaşandığı arkadaş grubumuza uzunca ve sinirli bir sesli mesaj attım. Sonra aynı grupta artık “idealist” gibi gördüğümüz ve “elini taşın altına koyan” bazı insanların da yavaş yavaş nasıl bunu bıraktıklarını yazdım (isim vermeyeceğim burada, ama “bilmem kim de eski bilmem kim değil artık” dediğiniz herkesi bu kefeye koyabilirsiniz - Cem Yılmaz hariç).

Çoğu kişi artık “değmez” diyor bence çünkü artık. O kadar yıpranan ve yıpratılan insan var ki, bir noktadan sonra bırakıyor ister istemez o idealist tavrını. Sonra aşağıdaki mesajla, arkadaşlarımı daha fazla varoluşsal sancılarımla meşgul etmemek için konuyu kapattım.

Kendi fanuslarımızda yaşayalım tamam ama nereye kadar? Dünya'da olan biten bizi etkilemese de etkiliyor... "Çanlar kimin için çalıyor" şiiri gibi... valla sinirlerim bozuk... yazayım da atayım üzerimden

Düzen artık herkesin kendini kurtarması üzerine kurulu gibi. "Biz" olamıyoruz, ötekileşiyoruz sürekli çok acı, ama önce "ben" demedikçe olan sana oluyor bu sistemde. O yüzden önce kendimizi kurtaracağız - kurtarabilirsek.

Yine de çocukluğumdan beri sevdiğim başka bir şiir daha var. Rudyard Kipling’in “Eğer” şiiri, tamamını açıp bir okuyun isterim (ben lisede kendimi kaptırıp bu şiire basit bir beste bile yapmıştım gitarla çalmak için).

Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen, ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen; eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse; eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen… Yeryüzü ve üstündekiler senindir, ve dahası sen bir İNSAN olursun oğlum...

O yüzden çözüm bence basit. İNSAN olmaya devam etmek. Çanlar kimin için çalıyor diye sormadan bizim için de çalıyor olduklarının farkında olarak, düzene boyun eğmeden ama bir yandan da kendimize karşı sorumluluklarımızı unutmadan bir denge kurabilmek.

Devamını oku

Büyümek Yetmiyor: Bir Markanın Görünmeyen Kayıpları

Büyümek Yetmiyor: Bir Markanın Görünmeyen Kayıpları

Geçen hafta perakendede sık karşılaştığımız ama çoğu zaman adını koymadığımız on görünmeyen sorunu yazdım. * Ekip çalışıyor ama marj büyümüyor. * Raporlar çoğalıyor ama içgörü oluşmuyor. * Toplantılar uzuyor ama karar çıkmıyor. * Kampanyalar art arda geliyor ama hangisinin gerçekten değer yarattığına dönüp bakılmıyor. Bu hafta aynı konuya başka bir yerden bakmak istiyorum. Çünkü

Elif Okka tarafından
Yapay Zekadan Neden Daha Az Bahsedeceğim?

Yapay Zekadan Neden Daha Az Bahsedeceğim?

Bir süredir bültenlerimde yapay zekadan, AI araçlarından ve bu teknolojilerin şirketlerde yarattığı dönüşümden söz ediyorum. Başlıkta okuduğunuz gibi, önümüzdeki haftadan itibaren yapay zekaya daha az yer vereceğim. Sebeplerini açıklayayım. Öncelikle bu, yapay zekanın benim için önemini kaybettiği anlamına gelmiyor. Tam tersine, yapay zekayı doğru yere yerleştirebilmek için bir adım geri

Elif Okka tarafından