Mezarlıkta Şarkı Söylemek: Yapay Zeka Korkusunun Anatomisi
“AI bana hep aynı şeyi hatırlatıyor... mezarlıktan yürüyerek geçmek. Ölülerden canlı insanlardan daha fazla korkmak gereksiz yere...”
Arkadaşlarımla mesaj grubumuzda yazdım en son bunu, üst üste gelen “AI şöyle yakacak, AI böyle yıkacak” haber paylaşımlarından sonra, aklıma babamın anlattığı ve her seferinde bizi güldüren o Temel fıkrası geldi. Aslında durumumuz tam olarak o fıkradaki gibi.
"Temel, gece vakti mezarlıktan geçmek zorundadır, ama çok korkar. Arkadaşları "Korkma yahu" derler. "Mezarlıktan geçerken şarkı söylersin; hiçbir sey olmaz." Temel çaresiz bu öneriyi kabul edip mezarlığa girer. Zifiri bir karanlık, Temel korku içinde ve başlar bir türkü söylemeye:
- Ay akşamdan ışıktır!
Ve hemen ardından müthiş bir koro:
- Yaaaylalar, yaylalar..."
AI da biraz böyle işte... bazen çok eğlendiriyor, bazen “amaaan bu mu işimizi elimizden alacak” dedirtiyor, bazen de hiç beklemediğimiz bir anda bir hamlesi ile bizi korkuya sürükleyip, endişelerimizin hiç de yersiz olmadığında dair bir manzara çiziyor.
Yapay zekanın etik sınırlarının çizilmemiş olması sebebiyle ben de endişeye kapılıyorum zaman zaman. Her teknoloji gibi iyi amaçlarla da kötü amaçlarla da kullanılabileceğini biliyorum. Uzaydaki bir misyonu komuta ederken de bir devlet başkanını yakalamak için de kullanılabiliyor aynı dil modeli mesela.
İzlediğimiz bilim kurgu filmlerinden birinin içinde yaşıyormuş hissiyatı bende yine de en fazla “heyecan” duygusunu yaratıyor. Futurist yanım ağır basıyor.
Bazı düzenlemeler yapılması gerekli diyoruz hepimiz, yapılmıyor, yapılmayacak da. Yapılan 3-5 şirketin kabul edeceği ölçüde, sırf düzenleme yapmış olmak için yapılacak göstermelik düzenlemeler olacak. Çünkü Sam Altman’ın dediği gibi “düzenlemelerle bu iş ilerleme gösteremez”. İşin ilerlemesi bu şirketlerin büyüyüp para kazanması, ve devletlere para kazandırması demek. Eskiden jeopolitik güçler önemli iken şimdi teknolojik bir güç olmak devletler arasında ayrımsal sınıfları yaratıyor.
Dünyada hala 250 milyondan fazla insan temiz içme suyuna bile ulaşamıyorken Elon Musk aya koloni kurmanın adımlarını atıyor. Hayatımda (43 yaşındayım) hiçbir dönemde sınıfların arasındaki makasın bu kadar açıldığı bir döneme denk gelmedim, muhtemelen seneler ilerledikçe de bu makas gitgide açılacak. Bu uçurumun sadece maddi değil, 'teknolojik okuryazarlık' üzerinden de şekilleneceğini görmek korkutucu. Postapokaliptik filmlerdeki gibi yer altında ve teknolojiden uzak, fakir ama gururlu bir alt sınıf ile teknolojinin tüm imkanlarından yararlanan ama “sisteme adapte olabilmiş” iki sınıf insanın varlığı çok değil 50 sene önümüzde gibi hissediyorum.
Kabulleniş ve teslim olma değil benimki yanlış anlaşılmasın. Ben AI savunan taraftayım, geleceğin de bu sayde birçok konuda çok daha iyi imkanlar yaratacağını savunuyorum, ama önce bir kaos olacak evet. Schumpeter’in “Yaratıcı Yıkım” teorisindeki gibi, yıkım olmadan yeni fırsatlar doğamıyor. Bu kaostan sonra taşlar yavaş yavaş yerine oturacak ama oturduğunda yeni dünya düzeninde olacağız. İnternet ya da cep telefonunun hayatımızı değiştirmesinden çok daha öte, çok başka bir düzenden bahsediyorum. Neye benzeyeceğini henüz kestiremediğim, ama daha önce hiç yaşamadığımız bir düzen. Bu düzende ayakta kalabilmek istiyorsak da senelerdir etrafımdaki herkese aynı şeyi söylüyorum. Biz bu yapay zekayı tanımazsak, doğru algılayamazsak yönetemeyiz. Yönetemediğimiz bir şeyin yaratacağı bir sistemin içinde de var olamayız.
Arabamızı yıkamaya 100m yürüme mesafesindeki oto yıkamacıya bizi hala “yürürsen yakıt tasarrufu yaparsın” diyerek arabamızı bırakarak yürümemizi isteyen AI ile Will Smith’in spagetti yeme videolarında da dalga geçmiştik. İki sene sonra neredeyiz görüyorsunuz; dalga geçtiğimiz videolar bugün gerçeğin ta kendisi oldu. O yüzden evet dünyayı ele geçirmeyecek, insanlığı bitirmeyecek, ama içinde yaşadığımız bir sisteme dönüşecek olan bu yeni arkadaşımızı sevelim, dost acı söyler diyerek eleştirelim, sorgulayalım, yanlış kullananları da uyaralım :) (Kamu spotu)